Gençlerde, Dünyaya İlişkin Varsayımların Kaygı ve Umutsuzluk Üzerindeki Etkisi

Gençlerin dünyaya ilişkin varsayımlarının kaygı ve umutsuzluk düzeylerin üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada dünyaya ilişkin varsayımların genç bireylerde demografik özellikler, aile ve çevrenin etkisiyle hayatın farklı alanlarında tesirini gösterebileceği sonucuna varılmıştır.

Dünyaya ilişkin varsayımlar hakkında yapılan incelemede elde edilen sonuçlar; dünyanın iyiliği, insanların iyiliği, adalet, kontrol edilebilirlik, kendilik değeri ve şans gibi faktörlerin dünyaya ilişkin varsayımlar üzerinde etkisi bulunduğunu göstermiştir. Ulaşılan bu sonuçlar aynı zamanda dünyaya ilişkin varsayımlar kavramının çok yönlü bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.

İnsanın günlük yaşantısının bir parçası konumunda olan kaygı, bireyin sahip olduğu olanaklar ile ilişkilidir. Kaygıyla ilgili yapılan incelemeler neticesinde kaygının belirtileri arasında dikkat eksikliği, içe kapanma, sürekli endişe, tepki gösterilmeyen olaylara aşırı tepki verilmesi, iştah ve uyku düzeni gibi konularda tersine alışkanlıkların ortaya çıkması, tutum ve davranışların değişiklik göstermesi gibi belirtilerin varlığı belirlenmiştir.  Kaygıyla ilgili ulaşılan sonuçlar günümüz insanının yaşadığı stresli hayatın kaygının insan hayatındaki yoğunluğunu artırdığını göstermiştir.

Kendini bırakma, sürekli strese maruz kalma, soyut değerlere ve Tanrı’ya inancını kaybetmek gibi nedenlerin etkisinde olan umutsuzluk, insanların hayata bakışlarını değiştirebilmektedir. Yapılan araştırmalar sonrasında umutsuzluğun belirtileri arasında kötümser konuşmalar, az konuşmaya başlama, duyguları ifade etmeme, ilgisiz tavırlar sergileme, kişisel bakıma özen göstermeme gibi davranışların bulunduğu görülmüştür.

Kaygı, dünyaya ilişkin varsayımlar ve umutsuzluk açısından yapılan incelemede erkek öğrencilerin umutsuzluk oranlarının kız öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Kaygı ve dünyaya ilişkin varsayımlar açısından erkek ve kız öğrencilerin benzer yapıda oldukları çalışmanın sonuçlarından biridir.

Öğrenciler üzerinde yapılan inceleme neticesinde çalışan öğrencilerin çalışmayan öğrencilere göre daha umutsuz olduklarını gösteren sonuçlar elde edilmiştir. Psikolojik sorun değişkeni açısından yapılan incelemede ise kaygı ve umutsuzluk düzeyinin psikolojik sorun yaşamayan öğrencilerde daha yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğrenciler üzerinde yapılan test sonrasında 2. ve 3. sınıf öğrencilerinin dünyaya ilişkin varsayımlar düzeylerinin 1. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

Araştırmada annesi üniversite mezunu olan öğrencilerin dünyaya ilişkin varsayımlar ortalamalarının diğer mezuniyet türünde olan anneye sahip öğrencilere göre daha yüksek düzeyde olduğunu gösteren sonuçlara ulaşılmıştır. Babası okuryazar olmayan ve üniversite ile üniversite üzeri mezuniyeti olan öğrencilerin dünyaya ilişkin varsayımlar ortalamalarının ilkokul mezunu babaya sahip öğrencilere göre daha yüksek seviyede olduğu yönünde sonuçların varlığı gözlenmiştir.

Çalışmada ulaşılan en temel iki sonuç ise dünyaya ilişkin varsayımların kaygı ve umutsuzluk üzerine olan etkileriyle ilgilidir. Buna göre dünyaya ilişkin varsayımlar ile umutsuzluk arasında ters orantılı bir ilişki bulunmakta iken dünyaya ilişkin varsayımlar ve kaygı arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Başka bir deyişle dünyaya ilişkin varsayımlar arttıkça umutsuzluk azalmakta, dünyaya ilişkin varsayımlar azaldıkça umutsuzluk artmaktadır. Buna karşın dünyaya ilişkin varsayımlar ile kaygı arasında herhangi bir etkileşim tespit edilememiş, dünyaya ilişkin varsayımların kaygı seviyesi üzerinde bir etkisi olmadığı görülmüştür.

Dünyaya ilişkin varsayımların bireylerin kaygı ve umutsuzluk düzeyine olan etkileri konusunda elde edilen sonuçlar göz önünde bulundurulmak suretiyle aşağıdaki önerilerin getirilmesi mümkündür:

  • Bireylerin geleceğe umutla bakması için somut adımlar atılmalıdır.
  • Gençler başta olmak üzere insanların soyut değerlere olan inancı –örneğin Allah inancı- pekiştirilmelidir.
  • Stresten uzak ya da stres seviyesinin yüksek olmadığı bir hayat tarzı seçilmelidir.
  • İş kaygısı başta olmak üzere öğrencilerin gelecekle ilgili kaygılarının umutsuzluğa dönüşmesinin önüne geçecek stratejiler geliştirilmeli ve uygulamaya konulmalıdır.
  • Dünyaya ilişkin varsayımlar konusunda farkındalık oluşturulmalıdır.

Uzman Psikolog Hüseyin EROL

Uzman Psikolog Hüseyin EROL

Uzman Psikolog Hüseyin EROL 2009 yılında Dicle Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Yüksek lisans eğitimini Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uygulamalı Psikoloji Tezli Yüksek Lisans Bölümü’nde tamamlamıştır. Sanata olan yoğun ilgisinden dolayı Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Tv Bölümünü de okumaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi, Cinsel Terapiler, EMDR, Sağlık Bakanlığının Düzenlediği 3 Basamaktan Oluşan Uyuşturucu Uyarıcı Madde Bağımlılığı Tedavi Eğitimi, Şema Terapi, Tıbbi Hipnoz ve Ericksonian Hipnoterapi yaklaşımlarında eğitimlerini tamamlamıştır. Ayrıca Sağlık Bakanlığınca ‘Psikolojinin Tıbbi Müdahalelerde Bulunma Yetkinlik Belgesi’ne de ayrıca sahiptir. Columbia Üniversitesi ve Bilgi Üniversitesi işbirliğinde yürütülen Uluslararası Travma Çalışmaları programına katılmış, bireysel ve toplumsal travmalara müdahale üzerine eğitimler almıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/vanuzman/public_html/wp-includes/functions.php on line 4755